Brugge

Bazı şehirlerin belli bölümü için “old town” yani eski şehir merkezi denilir. O alan tarihi kısımdır ve genelde turistlere hitap eder. Efendim eski zamanlarda burası şöyle ünlüydü , böyle önemliydi. Şu yapımızın oluşturulması şu kadar zaman aldı vs. Brugge (Brüj) de ise işler biraz farklı çünkü şehrin her yanı old town. Her yanı tarihi alan ve kendinizi ciddi manada ortaçağda hissediyorsunuz. Elinde mızraklı şövalyeler at koştursa şaşırmazsınız , hanım koş atımı getir diye bağırabilirsiniz.

Brugge’e doğrudan uçuşumuz yok. Zaten ülke minicik. Brüksel’e ucuz uçak bileti sayesinde gelip ardından otobüs ile 1 saat süren yolculuğun ardından Brugge’e geçebilirsiniz. Ucuz uçak bileti ve otobüs bileti için gerekli linkleri bırakıyorum.

Konaklama konusunda oldukça fazla alternatif sunan Brugge , her bütçeye uygun seçeneği size sunuyor. Biz Snuffel Hostel ‘de kaldık ve gerçekten profesyonellerdi. Siz yine de konaklama yazımıza göz atın.

Biz Brugge’e Paris üzerinden geçtik. Paris’te geçen 3 dolu günün şafağında Flixbus ile yaklaşık 3.5 saat süren yolculuğun ardından Minnewater denilen cennet parktaki durakta Brugge’e merhaba dedik.

Burası cennettir aksini iddia eden kördür. Minnewater parkı Brugge’a açılan bir kapı görevini üstleniyor. Yalnız bu kapıda kuğular , ördekler kanallarda süzülüyor , kırmızı ateş tuğlasından yapılmış evler yüzlerce yıla meydan okuyor. Şehre daha girerken ağzımız açık bir şekilde etrafımıza bakınıyoruz. Öncelikli olarak şu sırt çantalarımızı otelimize bırakalım . Sırt çantasına henüz karar vermediyseniz size yardım edelim.

Minnewater ve otelimizin şehrin iki yakasında. Yakasında dememe bakmayın yürüme olarak toplam 15 dakika sürüyor. Aslında 10 dakikada da gidilir de bizim hayran hayran etrafımıza bakmamızdan biraz oyalanıyoruz. Şehir küçücük yarım günde bitirilir fakat ayrılmak istemiyorsunuz resmen.

Şehir meydanındayız. Her yer huzurlu. Gözlerinizi kapattığınızda ” Evet ya , tek aradığımız işte bu ” diyorsunuz. Hayat koşturması yok. İnsanlar sakin ve rahat. Trafik yok , korna zaten yok. Evine gitmen yürüyerek 10 dakikanı alıyor. Hayat standartları yüksek. Güzel şeyler..

Brugge kentinden 2 tane meydan var ve yan yana bulunuyorlar. Markt isimli birinci meydanda Brugge Çan Kulesi mevcut ve tüm heybetiyle şehrin her tarafından gözüküyor. Arzu edenler ücreti karşılığında üst kısmına kadar çıkabilir. Kulenin olduğu meydanı çevreleyen kafeler dinlenmeniz için iyi bir seçenek olabilir. Ayrıca Tarih Müzesi de bu meydanda.

Markt Meydanı’ndan sonra hemen yan taraftaki meydana geçiyoruz. Burg Meydanı isimli bu alanın özelliği Kutsal Kan Bazilikası’na ve Brugge Belediye Binası’na ev sahipliği yapması. Kutsal Kan Bazilikası’nda Hz. İsa’ya ait olduğu söylenilen kanlı bir bez parçası bulunmak ve bazı günlerde de ziyaretçilere açılmaktaymış.

Waffle severler buraya odaklansa iyi olur . Markt Meydanı ile Burg Meydanı’nı birbirine bağlayan caddede Chez Albert isimli waffle satan dükkana mutlaka ama mutlaka uğrayın. Ayrıca hemen karşısında da Brugge Bira Müzesi mevcut. Dikkatini çekenler için duyrulur. Sonuçta Belçika demek bira , waffle , patates , çikolata demek.

Brugge’de fotoğraf çekilmek için olmazsa olmak noktalardan birisine gidiyoruz. Sırtımızı çan kulesine ve meydanına verdikten sonra 4-5 dakika yürüme mesafesi uzaklığında , manzarası insanı rahatlatan bir ortam. Navigasyondan ararken “Rozenhoedkaai” yazmanız yeterli. Ayrıca en ucuz hediyelik eşyalar da burada unutmayın.

Markt Meydanı’ndan Rozenhoedkaai giderken yol üzerinde insan kafası için mengene görürseniz şaşırmayın. Torture Museum yani İşkence Müzesi girişine denk gelmişsinizdir. Açıkçası pek dikkatimizi çekmedi ama yine de siz bilirsiniz.

sdr

Avrupa’da ki en eski hastane olan Sint-Janshospitaal ‘e gitmek için Rozenhoedkaai’den ayrılıyoruz. Elimiz denklanşörden düşmüyor desem yeridir. Yol boyu size eşlik eden kanal , kuğular , ördekler , insanların güleryüzlü oluşu tüm gündelik koşuşturmanızı-stresinizi bir kenara bıraktırıyor.

Hastane 11.yüzyıldan 1978 ‘e kadar faaliyet göstermiş şuan ise müze olarak hizmet veriyor. Ortaçağ zamanında kullanılan tıbbi aletler , ilaçlar , tablolar ziyaretçilerini bekliyor. Giriş ücreti 8 euro.

Kilisenin her iki yanında iki büyük katedral var. 1000 yılı devirmiş St.Salvatore Katedrali bazı dönemlerde yangından dolayı hizmet veremese de büyütülerek restore edilmiş.

Diğer dini yapı ise Bizim Leydi Kilisesi (Church of Our Lady) . Kiliseye giriş ücretsiz ancak müze kısmına girmek için ekstra ödeme yapmanız gerekiyor(8 Euro) . Michelangelo’nun heykeli olan Madonna ve Çocuk burada sergileniyor.

Brugge’de bize en ilginç gelen Beginjhof’a doğru ilerliyoruz. Burası dul veya bekar kalmayı tercih etmiş flander kadınlarının dua edip , yaşadığı bir alan , bir tür manastır. 1900’lü yılların ilk çeyreğine kadar da aktif olarak kullanılmış bir yapı.

Beginjhof’tan sonra tekrar Minnewater denilen parka geliyoruz. Dedik ya burası gerçekten çok küçük bir şehir. Göz açıp kapayana kadar sabah başladığımız yere geri döndük. Minnewater’da güzel güzel fotoğraf ve video çektikten sonra konser binalarına doğru yol alıyoruz. Kış mevsiminde pek aktif olmasa da size uygun bir performans var ise burayı tıklayarak sayfalarına yönelebilirsiniz.

Bonus bilgi ; HEMA isimli market ülkede fazlasıyla mevcut. Uygun fiyata alışveriş yapabilirsiniz. Akşam 5 ten sonraya kalmamaya ve pazar gününden önce stok yapmaya özen gösterin. Biz Brüksel’e geçiyoruz. Orada görüşmek üzere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s