Amsterdam

Kuzeyin Venedik’i , özgürlükler şehri , sınırsız eğlenceler ,partiler , romantizm , çılgın gece yaşamı diye daha nice sıfatları yüklenebilecek şehir. Seyyahların olmazsa olmazı , bisikletlerin arabalardan daha fazla ve daha önemli unsur olduğu , medeniyet nedir efendim sorusunun cevabı güzide yer..

Amsterdam , e tabi dolayısıyla Hollanda Schengen bölgesinde olduğu için Türkiye Cumhuriyeti pasaportu sahiplerinden vize istiyor. Panik yok. Schengen vizesi nasıl alınır linkini bırakıyorum.

Nasıl gideriz peki bu isminden önce onlarca methiyeler dizilen yere? Ülkemizden Amsterdam’a THY ve Pegasus’un her gün seferi mevcut. 100-110 Euro civarında tek kişi gidiş dönüş uçak biletini rahatlıkla bulabilirsiniz. Tavsiyemiz biletinizi ucuza getirmek için ucuza bilet alma sayfamızı okumanız.

Konaklama konusunda kıta avrupasında kuzeye doğru çıktıkça fiyatlar da yukarı doğru çıkıyor. Unutmayın Amsterdam Londra’dan daha kuzeyde bir koordinatlara sahip ve ülkenin refah seviyesi de yukarlarda. Biz şehir merkezine tramvay ile 10 dakikalık uzaklıkta bir hostelde kaldık ve 2 kişi 3 gece 100 euro ödedik. Siz yine de konaklama konusunda olan tavsiyelerimizi okuyun.

Uçak biletlerimiz tamam , konaklamayı da hallettik. E tabiki vizemizi de aldık (yeşil pasaportlular o kadar şanslısınız ki ). 3.5 saatlik uçak yolculuğu sonrasında Amsterdam Schiphol Havalimanı’ndayız. Telefonunuza Game Of Thrones , Altered Carbon , The Musketeers vs vs atmanızı öneririm uçakta zaman geçmek bilmiyor. Tabi bir de Pegasus’un 1.90 ve üzerini umursamaması da fazladan eğlence katıyor ! Bu arada telefonumuzu tabii ki uçuş modunda kullanacağız 🙂 Havalimanında indik. Bavulumuzu da aldık. Kaşeler , yok efendim I’m a tourist ı wanna visit your beautiful city ler dedik ve çıkış kapısına geldik. Ee nasıl gidicez merkeze. Havalimanı şehir merkezinden 22 kilometre uzaklıkta. https://eticket.connexxion.nl/en-US/ bu sayfadan ister tek yön isterseniz de gidiş geliş biletinizi alabilirsiniz. Bilet fiyatı değişebileceğinden buraya yazmıyorum sayfaya girdiğinizde siz göreceksiniz zaten. Yine de 2019 fiyatı tek yön tek kişi 6.5 Euro , gidiş geliş 11.5 euro. Ayrıca Amsterdam’da şehir içi ulaşım yapabilmeniz için 1-2-3 günlük sınırsız biletleri de buradan alabilirsiniz. Otelinizin konumu , gitmek istediğiniz yerlere göre buradan istediğiniz bilete yönelirsiniz.

Bir de I-Amsterdam Card diye bir mevzu var. Kanal turu , toplu taşıma ve 40 civarı müzede geçerli 1-2-3 günlük seçenekleri olan bu kartın fiyatlarını ve diğer detaylarını anlatan linki buraya bırakıyorum. İngilizceniz yoksa sayfayı açtıktan sonra sağ tuş türkçeye çevir yapsanız bile kafi.

Amsterdam’da otelimize yerleştikten sonra daha önce belirlediğimiz gezi noktalarını üçe ayırdık.

İlk yer müzeler bölgesi ve Vondelpark. Museumplein yani müzeler bölgesinde Modern Sanatlar Müzesi (Stedelijk) , Van Gogh Müzesi , Rijksmuseum . Amsterdam kart ile ücret ödemeden girebiliyorsunuz . Resim’e ilginiz varsa ve ben bir Van Gogh’cuyum diyorsanız şöyle buyrun ama yok ben en fazla 12 mp lik telefonumdan çektiğimleyim diyorsanız euro larınıza kıymayın. Stedelijk ve Rijksmuseum’u ise gitmeyeni dövüyorlarmış. Bilmem biz öyle duyduk 🙂 Dip bilgi ; konsolosluğumuz hemen bu müze meydanında. Kulağınızın bir köşesinde kalsın. Ayrıca müze meydanındaki çimenlerde yuvarlanmayı da unutmayın. Eskiden burada I’amsterdam vardı ama belediye turistlerin hücum etmesinden dolayı kaldırdı. Müzeleri tavaf ettikten sonra yine müze meydanında bulunan opera-konser binasına gidip eğer uygun tarihte performans var ise bilet alabilir ya da buraya tıklayarak internetten de bakabilir.

Müzeler tamam , bilette aldık. Aç mıyız ? Tabii ki evet. Amsterdam pahalı mı? Tabii ki EVET ! Aperatifler de olur canım biz üniversitedeyken 3 öğün makarna yiyordukcular size gelsin. Sol tarafınıza konser-opera binasını sağ tarafınıza da Rijksmuseum’u alın. Tam karşınızda Albert Heijn diye market var. Yer altında kalıyor. Mutlaka ama mutlaka uğrayın. Cebiniz yanmayacak. İndirim kuponu isteyip alışverişinizi daha da ucuza getirebilirsiniz. Bu ismi unutmayın. Amsterdam’ın her yerinde bu marketi görebilir cebinizi kurtarabilirsiniz.

Abur cuburlarımızı aldık . Azıcık elektrik atıp yayılalımcılar bu da size gelsin. Konser-opera binasının arka tarafında kalan Vondelpark isimli kocamaaaan park sizleri bekliyor. İçerisinde göletler , yürüyüş parkurları , debelenme alanları , kuşlar , mırıltılar ne arıyorsanız mevcut. Vallahi seviyoruz böyle şeyleri. Amsterdam Belediye Başkanı’nı görsek tebrik ederdik ama kısmet olmadı.

İkinci günümüzde şehir merkezini keşfe çıktık. Müze meydanına yakın olan otelimizden tramvaya bindik ve birkaç durak sonra DAM Square denilen meydanda indik. Toplu taşımalarda kondüktör mü dersiniz biletçi amca mı bilemem ama görevli var. Aman dikkat !

Dam meydanı şehrin kalbinin attığı yer. Kraliyet Sarayı hemen bu meydanda yer alıyor. Sarayın hemen önünde turistlere yönelik sokak sanatçılarının şovları mevcut. Güzel de ayrıca. Şov güzel de cüzdanlar , pasaportlar da güzel. Çantaları önünüze takın , elinizi değerli eşyalarınızın üzerinde tutun. Tatili zehir etmeye gerek yok.

Yine Dam Meydanı’nda Madame Tussauds bal mumu müzesi var. Benim çok ilgimi çekmeyen bu müzeye gitmedik. Prag’da bir kere gitmiştik o kafi geldi açıkçası.

Ver sırtını Kraliyet Sarayı’na 100 metre git. Ne çıktı karşına ? National Monument. Ne işe yarar bu heykel. Vallahi bilmiyorum 🙂 Her ülkede bir ulusal heykel-abide oluyor.

Dam Meydanı’nda unuttuğumuz yer var. Tekrar Kraliyet Sarayı’na doğru dön 100 metre git. Hemen yanında New Church yani yeni kilise var. Yeni Kilise I-Amsterdam kart dahilinde ücretsiz eğer kartınız yoksa ücret istiyorlar. Vallahi gerek yok. Avrupa’da kıyamet kadar kiliseye ücretsiz girmişiz biz buna mı vereceğiz. Dışardan caps alın a dostlar. (Ama güzel kilise Allah için. O nası mimari öyle. TOKİ ortak mı diye düşünmedim değil)

Bu dip bilgi için öncelikli olarak bir alkış istiyorum. Evet lütfen önce ayağa kalkın…………………………………. Seremoni bittiğine göre lütfen pür dikkat okuyun. Kraliyet Sarayı’ndan National Monument’e yürüdükten sonra monumenti de geçin ama aynı hizada yürümeye devam edin. Önünüzdeki minicik aradan girin. Korkmayın efendim lütfen girin o dar yoldan. Azıcık ileride yeşil tabelalı Wynand Fockink isimli onlarca ev yapımı likörcüyü göreceksiniz. İnanılmaz zarif , inanılmaz lezzetli bir deneyim sizleri bekliyor. Umarım soğuk havada gitmişsinizdir. Montunuzun kalın geldiğini hissedeceksiniz. Eğilip yudum almayı unutmayın yoksa dökülür.

Ya bırak bu focinki pocinkileri hoca Amsterdam’a gitmişiz sebebi ziyaretimize gel diyen “yüklü ” arkadaşlar sözüm size. Sana sana hepinize diyen Hababam Sınıfı Ahmet’ten sonra yolumuz Red Light ‘a geliyor. Nerede bu elzem mahalle peki. Fockink için girdiğiniz aradan devam edin. Çıktığınız kanallı caddeden sola dönün. Heh oralar işte Red Light sokağı. Hınzırlar sizi nasılda yazıyı hızlı okumaya başladılar. Neyse ben anlatayım . Efendim bu malum sokak devlet tarafından bilinen , kayıt altında olan , sağlık taramalarından geçen yasal hayat kadınları. Keşke o kelimeyi yazmasaydım ama başka şekilde betimleyemedim dostlar özür dilerim. Akşam 7 den sonra civcivlenen sokaklarda minik camlarda bir sonraki partnerini bekleyen kadınlar( veya trans bireyler) eğer miktarda anlaşırsanız sizleri içeri davet ediyorlar. Bana fiyatı nedir diye mesaj atmayın sormadım tabii ki. “Ya bacım benim bi sayfam var da. Acaba menüyü alabilir miyim bikaç fiyat öğrenip paylaşıcam” diyemezdim. Sokaklarda kadınları gösterecek şekilde fotoğraf çekmek , video almak yasak . İstiyorsanız deneyin o hanım ablalarımızın nahoş yüzünü görür , topuklar popoya değercesine koşmaya başlayıp kaçarsınız. Ayrıca Amsterdam’da ot içmek yasal miktarlarda serbestken sokakta alkol içmek yasak. Sakın elinizde mayalı içeceklerle (kefir serbest merak etmeyin ) kırmızı ışık mahallesine dalmayın. Sadece bir sokak değil burası eski kilise denilen Oude Kerk’in etrafını saracak şekilde büyük bi alanda. Evet doğru okudunuz adamların ibadethanesinin etrafı bu şekilde dolu. Tövbe est..

dav

Amsterdam’da bir de uyuşturucu madde – ot olayı var tabii ki. Öncelikli olarak her türlü uyuşturucu madde, ot , çöp artık her ne şekilde isimlendiriliyorsa lütfen KULLANMAYIN !
Herhangi bir dumanlı ürünü kullanmayan bizler olarak deneyimimiz olmadı fakat BULLDOG isimli yerlerden devletin izin verdiği oranlarda satıldığını gördük. Kurabiyesinden lolipopuna kadar ürün yelpazesi yapmışlar. Kullanmasanız daha iyi..

Red Light civarında enfes sosları olan patates kızartmasını almayı unutmayın.

Ee hoca sen Eski kilise dedin anlatsana biraz. Vallahi bu bir kilise. Ayrıca eski. O kadar işte. İşte size caps. Yorulduk biraz. Gece de oldu. Uyuyalım biz. Son günümüzde büyük bir u çizeceğiz.

dav

Albert Heijn’den aldığımız krem peynir , çeri domates , labne , yumurta, bal , muz falan fıstık ile kahvaltımızı yaptıktan sonra yorucu güne başlangıç yaptık. İlk durak Heineken Experience isimli bira fabrikası. Size efendim şöyle bira yapıyoruz , şuradan geçiriyoruz , buradan damıtıyoruz falan diyorlar. Gitmeyin. 18 euro ya gitmeyin valla. Bir iki tane de tadımlık koklatıyorlar.

Leidseplein diye bir meydanları var. Müze Meydanı ile Dam Meydanı arasında kalıyor. Alışveriş yapabileceğiniz şirin tatlı sokaklara sahip. Zaten bölge Jordaan mahallesinin sınırlarında. Bu mahalleyi lütfen gezin. Öyle şuraya gidin demem ama gezin. Huzurlu ya. Yetmez mi ? Bi de antika merakınız var ise eğer burası size göre..

Efendim yine bir kilise karşımızda .Westerkerk yani batı kilisesine de bir merhaba deyip tekrar Dam Meydanı’na doğru yol alabilirsiniz.

Dam Meydanı civarında Prag’ta olan Sex Machine Museum tadında bi müze daha var. Ben gitmezsem duramam diyenler için şöyle dursun.

Önceki gün gitmiş olduğumuz Eski Kilise’den daha yukarı doğru gidip St. Nicholas Kilisesi’ni kısaca ziyaret ediyoruz. Asıl hedef kütüphane. Ya hoca Amsterdam’a gitmişsin aklın kitapta. Sen flemenkçeyi nerden bileceksin diye soranlara tek kaşımı yukarı kaldırıp kendilerini kütüphanenin en üst katına davet ediyorum. Amsterdam manzarası burada a dostlar. Hem flemenkçe de bilirim. Baba tarafı flander bizim. Ben daha yukarıdan Amsterdam’ı görmek istiyorum diyenler için şehrin karşı yakasına feribotlarla ücretsiz bir şekilde geçip karşılarındaki büyük binanın terasına bakarlarsa hedefi görür . Binanın terasına kurulan salıncak sayesinde hem ölüm korkusunu yaşıyor hem de Amsterdam manzarasının tadına varıyorsunuz ! Yok ben almayayım derseniz bence daha mantıklı çünkü benim yükseklik korkum var (Evet Özge’nin yükseklik korkusu yok ama benim var ne yapayım ).

Sizi azıcık yürütüp Waterlooplein denilen ikinci el eşya pazarına getireceğim. Bir şey alın veya almayın. Burada çok eğleneceksiniz. Bildiğin bit pazarı ya burası.

Efendim şehrin iki yakasında yaşayan iki aşık varmış ve birbirlerini görmek için gizli gizli buluşuyorlarmış. Tahta köprü yapmışlar falan. Sonra bir şeyler olmuş o kadarını tam bilmiyorum ama karşınızda Magere Brug isimli köprü. Altı üstü köprü. Vallahi o kadar. Bu avrupalılar malını satmayı iyi biliyor. Bir aşk hikayesi , azıcık romantizm sepeleme bir de tahta köprü al sana turizm. Efendim Magere Brug ‘ta hafızamızda uygun köşede kendine yer edindi.

Ekstra bilgi vereyim Magere Brug’a gelmeden önce muhterem sanatçı Rembrandt’ın meydanını , evini , eserlerini de yol üzerinde görüp öyle Magere Brug’a da geçebilirsiniz.

Yakınlarda bir de hayvanat hapishanesi var. Biz gidemiyoruz. Hayvanların bahçesi olacaksa niye çitle çeviriyorsunuz. Bırakın şuncağızları. Siz de gitmeyin efendim. Hiç bir yerdeki hayvanat bahçesine gitmeyin.

Bu da pofidik tatlıları

Biz şunu şurada ye falan diyen çok fazla öğüt vermeyiz ama malum Amsterdam pahalı bir şehir ve azıcık ekonomi sizler için de iyidir diyerek sizlere Benny’s Chicken diye bir yer önereceğiz. Otelimize yakın olduğu için bol bol kullandık biz. Bir köşede dursun.

Dönmeden envai çeşit peynirlerinin hem tadına bakın hem de yanınıza alın 🙂

Gece otobüsü ile Paris’e geçeceğiz. Ekonomi şart. Bir gece otelden tasarruf bile onlarca euro kurtarıyor. Peki nasıl ucuza otobüs bileti alacağız. Buyrun. 🙂

Sömestr tatilinde gittiğimiz için Amsterdam biraz ıslak olabiliyor. Diz kapaklarınıza kadar uzanan yağmurluk tavsiyemdir. Ayrıca ocak ayında ciddi manada soğuk ona göre gelin. Eğer ıslak bir havada gitmeseydik Giethoorn denilen masal köyüne de gitmek isterdik fakat bu havada çekilmez dediler. Hem tekrar gelmemiz için bir sebep lazımdı. Al sana sebep 🙂 Paris’te görüşmek üzere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s