İzmir

Sadece üç kere gidip toplamda üç gece kaldığımız bir şehir insanı kendisine ne kadar bağlayabilir ki? Sokaklarını bilmediğin yerleri nasıl evinmişçesine gezebilirsin? Kafede içeceğini yudumlarken yan masadaki muhabbete merhaba deyip katılabilirsin? Taze midyeleri yedikten sonra çarşısındaki kalabalık akıntısında savrulursun. Nereye baksan Atatürk’ü görürsün. Bilmiyoruz .. İzmir bizim için çok özel.

Çeşme‘den kısa ve keyifli bir araba yolculuğunun ardından Konak’ta bulunan otelimize yerleşiyoruz. Konak ciddi manada Suriye Mahallesi’ne dönmüş. Ne ara oldu nasıl oldu anlayamadık ama eski halini çok çok daha seviyorduk. Montrö Meydanı’nı görünce içimiz sızladı.

Konak’ta İzmir Saat Kulesi’nin yakınında bir yerde biz İzmir klasiği olan boyozlu kahvaltımızı yapıyoruz. Nasıl özlemişiz boyozu. Yanında İzmir Tulum Peyniri ve yumurta. Basit , sade ama lezzetli.

Karşıyaka’ya geçeceğiz ama öncesinde İzmir’e yukarıdan bakmak istiyoruz. 1907 yılında yapılan tarihi asansör bunun için biçilmiş kaftan. İki semt arasındaki yokuşu bertaraf etmek için yapılmış asansör günümüzde nostaljik bir havada seyir amaçlı hizmet vermektedir.

Konak’tan deniz yolu ile Karşıyaka’ya geçeceğiz. Öncesinde enerji deposu birer şambali tatlısı yiyoruz. Arasında kaymak ve tarçın. Bolca kalori ama değer 🙂

Karşıyaka sahilde feribottan ayrılıyoruz. Merhaba İzmir’in en güzel yeri. Merhaba medeniyet . 50 adet midyenin 5 liraya satıldığı yere merhaba 🙂 Hemen çocukluk arkadaşım Onur’u arıyorum. Kısa süre içerisinde buluşup muhabbete başlıyoruz. Bir yandan da Karşıyaka Çarşısı’nda dolaşıyoruz. İnsanlar akın etmiş fakat hiç bir gürültü yok. Kalabalık ama sessiz. Güler yüzlü insanlar , yakalarında Atatürk rozeti. Ne güzelsin be İzmir diye bir kez daha içimizden geçiriyoruz. Serinlemek için bir mekana gidiyoruz.Yerde Fıstık adındaki mekan isminin hakkını veriyor. Siparişinizle beraber gelen kabuklu fıstıkları yedikten sonra yere atmazsanız garson sizi lütfen kurallara uyalım diye uyardıktan sonra kabukları yere atıyor. Hesap isteyeceğimiz zaman yerdeki fıstık kabukları ayak bileklerini geçiyordu 🙂

Tekrar Konak’a döndüğümüzde bu seferki durağımız Atatürk Müzesi. Yunan işgalinden sonra konuşmanın yapıldığı bu tarihi bina aynı zamanda Atatürk’e ait eşyaları da bünyesinde barındırıyor. Müzeden ayrıldıktan sonra otelimize dönmeden son durağımız Tarihi Kemeraltı Çarşısı. İstanbul Kapalı Çarşısı gibi tarihi bir yapıya sahip bu bedestente aradığınız ürünleri bulacaksınız ve kendinizi 17-18. yüzyıllarda hissedeceksiniz.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s